duyuru

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Hata: Gösterilecek Makale Yok

Perşembe, 23 May 2013 20:30

Bandırma “Basını” gerçekten “Yalaka mı”?

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Bandırma “Basını” gerçekten “Yalaka mı”?

 

ENGİN Arıcan’ın 18 Mayıs tarihli sahibi bulunduğu Sonkurşun Gazetesi’nde; “Zübük Başkan İstemiyoruz” başlıklı köşe yazısının bir bölümünde ifade ettiği; “PEKEL, SUSKUN VE YALAKA BASIN İSTİYOR!” cümlesine takılı kaldım.

Gerçekten “Sonkurşun” dışında kalan Bandırma Basını “Yalaka mı”?

Arıcan yazısının bu bölümünde, bir üst bölümde yazdıklarına dayanarak bir kısmını aldığım şu ifadeleri kullanıyor;

“Bunu yazdımızda ve gerçeği dilendirdiğimizde Pekel, bizlere ve Sonkurşun’a kızıyor, tepki veriyor…

Nasıl mı?

Bandırma Belediyesi’nin ilanlarını Sonkurşun’a vermiyor!

Belediyenin telefonlarıyla da da şifai olarak etrafındaki insanların gazete ve dergiye abone olmamaları ve reklam vermemeleri konusunda uyarıp, aklı sıra bize ve Bandırma’lılara ait olan makamını kullanarak, beni ve gazetemi cezalandırmaya çalışıyor.”

Yazısının alt tarafında daha da sert ifadeler kullanıyor…

O yazdıkları elbette ki kendi görüş ve düşünceleri…

Katılırsınız, katılmazsınız o ayrı bir şey…

Ancak zaman zaman da olsa eleştirdiğim, beğendiğim taraflarını belirttiğim Sayın Pekel hakkında para karşılığı yazan birisi olmadığım için “Yalaka” sözcüğünü de üstüme almıyorum!

Bir zamanlar asıl “yalakalığı” yapan, yapanlar, “can ciğer kuzu sarması” örneği olanlar üzerlerine alsın!

Zira ne gazetem, ne de sitem var!

Benim takılı kaldığım Bandırma Basınının gerçekten “Yalaka” olup olmadığı!

 

* * *

BANDIRMA’da yayınlanan 4 günlük 1 de haftalık gazete var…

Bildiğim kadarıyla 4’e yakında “İnternet” gazetesi de yayın hayatında Bandırma’da…

Zira Aracın, kendi gazete ve dergisinin dışındakilerin bu pastadan nemalandığını iddia ediyor!

Kendisinin dışında kimsenin Sayın Pekel’in yanlışlarını görmediğinin altını çiziyor!

Yani sizin, gördüklerinizi, bildiklerinizi yazmadığınız için ‘yalakalık’ yapıp ilan aldığınızı ima etmeye çalışıyor!

Yazının üzerinden günler geçmesine rağmen Bandırma Basınında, “Biz yalaka değiliz” diyen çıkmadı!

Sitelerden de “tık” yok!

Gazetelerinin künyesinde İmtiyaz Sahibi yazan bayanlar, beyler!

Değer verdiğim, köşe yazarlığının ‘zor zenaat’ olduğunun farkında olan arkadaşlarım, dostlarım sizler de ‘yalaka’ mısınız?

Tam yetki ile gazetelerin yönetimini elinde bulunduranlar!

Birçok kereler, Sayın Sedat Pekel hakkında ağır ithamlarda bulunup, yazıp-çizen gazete ve site yetkilileri, ya yazılanları okumuyor, ya da ‘üç maymunu’ oynuyor, “Kem Söz Sahibine Yakışır” deyip işin içinden mi sıyrılıyorsunuz?

Tarafsız olunmaz, ama bağımsızlık örneği gösterip;

“Biz, gönderilen ilan ve reklamların kime olduğuna bakmayız. O senin sorunun tüm Bandırma Basınını itham edemezsin” demek çok mu zor!

Bunlardan birisini çıkıp ta yazın veya söyleyin Allah aşkına!

Sizin adınıza ben üzülüyorum…

 

Saygıyla, sağlıkla, sevgiyle kalın…

Okunma 1215 defa

2 yorum

  • Yorum Linki Ramazan NARİN Cuma, 24 May 2013 00:07 yazan Ramazan NARİN

    VELUTSAN YEMEĞİ ve YALAKA BASIN ! (1)
    Bu hafta içinde (04.04.2012) BANDIRMA/EDİNCİK’te kurulu VELUTSAN Fabrikasının patronu olarak bilinen, gazeteciler tarafından bile Yönetim Kurulu Başkanı diye lanse edilen Ömer ULUDAĞ’ın, BANDIRMA Yerel basınına ve mensuplarına Bandırma da yıldızı en yüksek EKEN PRESTİGE Otelinde verdiği, bir yemek programı vardı…
    Ben özel (yani ismen) çağrılı değildim. Gerçi orda bulunanlar ve gazeteci titirliler hep ismen mi çağrılmışlardı, bilmiyorum. Ömer ULUDAĞ keşke ismenci idiyse, alıp dostlarını umuma kapalı bir alanda ağırlasaydı. Ben gazetelere gönderilen davetiyeyi gördüm sadece… Ama günlük, ama haftalık v.s Bandırma basınında köşe yazıları yazan, naçizane bir Bandırma sevdalısı olarak, GERÇEK Gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Mehmet LEVENTOĞLU ve Haber Müdürü Sedat KUTBEK ile birlikte, ben de GERÇEK Gazetesinin köşe yazarı olarak bu yemeğe katıldım…
    Düzenlenen biçimindeki masaya oturduğumuzda, ilk defa reel karşılaştığım sayın Ömer ULUDAĞ, yanımıza gelerek kendisini tanıttı ve HOŞ GELDİNİZ dedi. (elimi sıktı) Ben de, hoş bulduk Ömer Bey, bendeniz de naçizane Ramazan NARİN dedim. Ömer ULUDAĞ’ı daha önce reel hiç görmedim, hiç görüşmedik ve tanışlığımız yok. Özel (ismen) davetli olmadığım halde, (şirketlerin, kurumların gazeteci pörtföylerinde sanırım benim adım hiç geçmiyor) NEDEN BURDASINIZ ? diye bir soru, gariptir ki tarafıma sorulmadı.
    Ama arkamdan, benim çağrılı olmadığıma atfen BU ADAM BURAYA NASIL VE NE HAKLA GELDİ ? KİM DAVET ETTİ ? şeklinde, yalakalar ve patron idaresinde olanlar içinde adım mevzubahis yapılmış… Keşke bu mevzuyuu yapmasalardı. Çünkü, yiyip içtiklerimi dışarı çıkınca kusmak zorunda kaldım… Yarın da, yemek bedelinden şahsıma düşen parasal miktarı EKEN OTELE gidip hesaplatacam ve VELUTSAN Ömer ULUDAĞ’a göndereceğim.
    BİR İŞADAMI NEDEN BASINA BÖYLE YEMEK VERİR ?
    Aslında bu tür yemekler, etik değildir. Böylesi bir yemek tertip eden kişinin ya basına duyurmak istediği önemli projeleri vardır ya da ; korktuğu ve çekindiği ve duyulmamasını, duyuldu ise yayılmamasını istediği şeyler vardır. Projelerini basınla paylaşmak isteyen bir işadamının yapması gereken ; ihtiyaç olduğunda (bana göre) bir basın toplantısıdır. Haaa varsıllığının ve gücünün gösterisi olarak, belki yeni yeni moda olmaya başlayan bir kahvaltılı veya kokteyl türü (minik ikramlar içeren) bir basın toplantısı yapmalıydı. Ya da sadece çay-su ikram edilen bir basın toplantısı. Ama YEMEK tertip edilmiş..? Demek ki, bir ihtiyaç, bir gereksinim… bir şeyler var..!
    Yemeğin tertip edildiği yer Bandırmanın en lüks sayılabilinecek bir mekanı lakin, bu mekanda kaldıklarının bedeli için kestiği çeki ödemediğinden icraya düşen ve hakkında kesinleşen hapis cezası yüzünden tutuklanan ve para ödendiği için serbest kalan birileri tekrar aynı otelde gösteri gibi, ben zenginleştim gibi bir etkinlik yapar mı bilemem. Ama böylesi şeyleri yapanlar olduğunu da duyuyoruz. Yemekler bu yüzden GAZETE-Cİ yil diyenler için tehlikeli mekanlardır.
    BASININ BÖYLESİ YEMEĞE İTİBAR ETMESİ ETİK Mİ ?
    Yine bana göre tabii ki ; ETİK değil…Zira, en yıldızlı bir otelde… içinde alkolde bulunan bir menüde, sen-ben bizim oğlan ÖV beni SEVEYİM seni tarzında, BASINLA yakınlaşmak nasıl olur ? Bu tarzı da, ilk defa gördüm. Ve bu tür yemeklere alışkın olmasam da, masaya saygısızlık olmasın diye, sunulan, bedelini ödediğim ikramları aldım.
    HERKESİN BİR FİYATI VARDIR ! Şeklinde, aslında doğruyu da yansıtan bir klişe cümle vardır. Yemeğe özel davetsiz ! gidip, yemeği de yedim, yalan değil… Ama benim fiyatım bir yemek değil ve madem herkesin bir fiyatı varmış… benim fiyatımı Ömer ULUDAĞ beni tatmin ederken söyleyecek !
    ÇELİŞKİ Mİ ?
    Ben özel sektörün içinden gelen ve halen şirketi faal olan bir kişi olarak, Bandırma da 5-6 yıl müteahhitlik hizmetlerini yaptığım bir fabrikanın mesaisinde birlikte olduğum Arzu ŞEKERCİ’yi çok iyi tanıdığım, çok sevdiğim ve çok saygı duyduğum biri olması hasebiyle (eşi Eti Maden İşletme Müdürü sayın Recep Şekerci’yi de ayrıca sever ve sayarım), VELUTSAN Şirketinde tam yetkili Genel Müdür (koordinatör) olduğunu öğrenince VELUTSAN a ilgi duydum ve tebrik için, Fabrikasına gittim. Fabrikayı görünce de, bölgeme istihdam ve katma değer yaratan bir işletmedir diye, yabancı sermayeye pek sıcak bakmasam da, işletme ile ilgili aldığım bilgileri derleyerek ; “ VELUTSAN TSK ve BANDIRMA ve...! ARZU ŞEKERCİ…” başlıklı bir yazıyı kaleme aldım ve o tarihte yerel gazetelerde ve internet sitelerinde bu (ÖVGÜ DOLU) yazımı yayınladım. Bu yazımı yalakalık olsun diye de yazmadım. Yukarıda belirttiğim, nedenlerle ilk intibalarım olarak yazdım. Bu yüzden, önceki bu yazımla şimdiki bu yazımı kıyaslayıp, hiçbir kimse ben de ÇELİŞKİ aramasın. O gün yazdıklarımın da, arkasındayım. Ama VELUTSAN için defalarca olumsuz yazı ve haber yayınlayanların, VELUTSAN KAYYUM’a verildi diyenlerin, bugün düştükleri durum içler acısı benim için…
    BASIN AHLAK ve İLKELERİ…
    Ben ; bugüne kadar 1992 den beri yazıp çizen biri olarak kendime asla GAZETE-Cİ sıfatını yakıştıramadım ve gazeteciyim de demedim. Ben, hasbelkader kendi çapında bir köşe yazarıyım ve fıkra-Makale türünde daha çok ta, siyasi bir yazarlık yapıyorum. Yazarlığım ve yazılarım karşısında da, yayınlayan gazetelerin hiç birinden bir YAZI BEDELİ-MAAŞ-MADDİYAT v.s almadım ve talep te etmedim. Yayınlanıyor olmasını, yeterli gördüm. Yani hala amatörüm. Sadece GMGC Cemiyetinin üyesiyim. Üyeliğim sakıncalı ise, ordan da çıkarabilirler.
    Yıllardır siyasetin hukuki olayların içinde bulunmam hasebiyle de, BASIN AHLAK YASASI diye bir metin olduğunu biliyorum. Basının bir etiği olduğunu biliyorum. Ben basın mensubuyum diyen, veya ben gazeteciyim diye unvan kullanan her kim olursa olsun, iş dünyasındaki kişilerle olan ilişkilerine dikkat etmeli, onlara asla borçlu olmamalı ve minnet duymamalı. Bizim gazetemize abone, bizim gazetemize ilan veriyor, arada bize yemek söylüyor gibi, ne zaman gitsem sigaramı alıyor, meyhane hesaplarımı ödüyor diye bir borçluluk içinde de, bulunulmamalı. Borç veya bağış para alışverişi içine asla girilmemeli…Bunlar benim ilk aklıma gelenler !
    Basın Ahlak Yasası, basın çalışanı gazetecilerin uymayı kabul ettikleri, ancak şimdilik yasal dayanağı olmayan, bir anlaşma metnidir. Bu metne, GAZETE-Cİ yim diyen herkesin uyması beklenir…

    Basın Ahlak Yasasının bazı hükümleri ;
    Gazetecilik mesleği, kişisel yarar için ve kamu zararına kullanılamaz.
    Ahlaka aykırı ve müstehcen yayın yapılamaz.
    Şeref ve haysiyetlere karşı haksız yayın yapılamaz, kişi ve kurumlar aleyhinde iftirada bulunulamaz.
    Din istismarı yapılamaz.
    Haberler doğruluğuna emin olunmadan yazılamaz.
    Taraf tutan fikirler, haber metninde verilemez.
    Yayınlanmamak kaydıyla verilen bilgiler, yayınlanamaz.
    Yanlış yayınlar dolayısıyle gönderilen tekzipler en kısa zamanda yayınlanır.
    Yerel gazetelerin, nasıl ayakta durdurduklarını biliyorum da…Bu ayakta duruşları, bu ETİKLE bağdaştıramıyorum. Ya adam gibi gazetecilik yapacaksınız, ya da yapmayacaksınız ! Futbolcu HAKAR ŞÜKÜR gibi, milletvekili olup kendisini siyaseten reklam ettikten sonra, nasılsa bir sıfatım daha var artık diyerek, milyon dolarlarla gidip televizyonlarda YORUMCULUK işini yapmayacaksınız. Engin ARICAN mesela Belediye Bütçesinden, Belediye Başkanı ile Avrupa’da 3 ülkeye götürülecekmiş neden ? GAZETECİ diye…Bandırma Belediyesinin, bir gerçek gazeteci bulup götürmesini öneriyorum.
    GELELİM YEMEK SAFAHATINA..!
    Açılış konuşmasını, sayın Ömer ULUDAĞ ( yanında Janset Hanım, Av. Hüseyin Arslan ve Personel Halkla İlişkiler Müdürü Deha bey varken, ama hepsi tedirginlik içinde…) yaptı…En yakınında oturan gazeteciler ! ; Önder BALIKÇI, Tarık KÖSE, İbrahim ALDEMİR, Mustafa YAMANER, Erdem ÖZCAN,Mehmet TOSUN, Cemal ATABEY, Zeki KARADENİZ ve Engin ARICAN…ve diğerleri…
    Servis edilmiş sorular, ezberlenmiş cevaplarla…Limited Şirketlerde Yönetim Kurulu Başkanlığı diye bir unvan olmadığını unutarak, ya da bilmediklerinden, BASIN-VELUTSAN Dialogu başlatıldı. VELUTSAN ın ne menem bir yatırım, ne menem bir imkan, ve ne menem bir büyük olduğu konusunda tevsik (anlaşmalı) sorular soruluyor, sayın Ömer ULUDAĞ’da, klişeleştirdiği biçimde gururla cevaplarını veriyor, cevapların sonunda da gazetecilerimiz ? övgülerini sıralıyorlardı…Yani yemek, bir basın toplantısı gibi devam ediyordu ve soru cevap dialogunu onlar başlatmıştı. Bu arada ben, hazırladığım bir dosyayı önüme çıkardım.
    Solumda Mehmet LEVENTOĞLU, sağımda ise Sedat KUTBEK oturuyordu. Sayın Ö.Uludağ tedirginliğini belli edecek şekilde, ilk restini çekti. Elinde bilgi ve belge olanlar…onları burada göstermek yerine, Savcılığa götürüp versinler…deyiverdi. Amenna ! Ömer Bey ve sadakna…!
    YALAKALIK diye nitelendirdiğim dialoglar, beni tatmin etmemişti elbette. Söz istedim ve blok sorularım olduğunu da, baştan belirttim. Lütfen not alınız, sorularımın bitiminde istediklerinize cevap veriniz de dedim. Janset hanım, hemen kağıdı kalemi eline aldı bu arada…
    Benim ses tonum, biraz kalın ve gürdür. Yumuşakçalar gibi konuşamam, bu da benim yaratılışım. Allahtan ki, mikrofon da yoktu. Ben de herkesin duyabileceği tonlamayla, söze girdim.
    Sorularım mı ?
    Şirketin iç yapısının ortaklarının ve paylarının (mahsur yoksa) açıklanmasını istedim önce…
    (Duyumlarıma göre VELUTSAN da, Ö.Uludağ %10 ortak, Almanlar %80 ortakmış)
    Bu yemekte diğer ortaklar ve Genel Müdürünüz Arzu ŞEKERCİ neden yok ? Büyük ortağınız Almanların bayrakları, fabrikada neden indirildi ? Dedim.
    Şirkete atanan kayyum burada mı ve kayyum göreve devam ediyor mu ? Dedim.
    Almanlar veya diğer şirket ortakları arasında duyduğumuza göre ; davalaşmalar varmış, bunların sonuçlarını öğrenebilir miyiz ? Dedim.
    İşçi maaşlarının zaman zaman ödenmediği/ödenemediği hakkında duyumlar alıyoruz, gerçekliği hakkında bilgi verebilir misiniz ? Dedim.
    Bandırma veya diğer Adliyelerde Şirketiniz VELUTSAN veya Ö.Uludağ hakkında bazı suç duyuruları oldu mu ? Hakkınızda açılmış davalar var mı ? Duyumlarımız doğru mu ? diye sordum.
    Sayın Ömer ULUDAĞ la ilgili olarak ta ; - Almanya’ya giriş yasağınız var mı ? Kibar ve Sabancı Holding ile ilgili sahte sözleşme/çek bir münazaa yaşadınız mı ? Bandırma Limanı işleten ÇELEBİ Holding ile bir iş ve banka ilişkiniz var mı ? Sorularını yönelttim.
    Gönen de kurulu HAKAN İNŞAAT ile ilişkiniz ve Gönende Ö.ULUDAĞ’ın oğlunun üzerine tapulu lakin VELUTSAN a fatura edilip, şirketçe ödenmiş bir villanız olduğu bilgisi doğru mu? Dedim.
    İstanbul Bayrampaşa cezaevinde, İzmir de, Hopa da, Erdek te karşılıksız çek veya başka nedenlerle tutukluk veya mahkumiyetiniz gibi adli olaylarınız oldu mu ? Dedim.
    Gayet edepli ve masumane ve Fabrikanın geleceğini görmek açısından yararlı olacağını düşündüğüm sorulardı. Özel hayatı sorgulamadım, lakin işbu fabrikanın açılışını AKP Hükümetinin bakanı Faruk ÇELİK yaptı. Faruk ÇELİK’le çektirdiği fotoğrafı çerçeveletip AKP İlçe Başkanı Eşref KASAPOĞLU ile de resim veren ben değilim. Bu resmi çeken de servis eden de GAZETE-Cİ olamaz ayrıca…Yalakalık bu kadar olur. Ömer ULUDAĞ’ın kucağındaki bir sertifika, bir başarı ödülü falan değil, AKP li Bakanla çekindiği bir resim !
    Bu sebeple, duyumlarımı aktararak VELUTSAN gerçeğini öğrenmek istedim. Aslında fırsat verilseydi sayın Ömer ULUDAĞ’ın, hangi fakültenin Makine Mühendisliği bölümünden mezun olup olmadığını da soracaktım. Merakımı celbeden hususlar hakkında ; BU DUYUMLARINIZIN HİÇBİRİ DOĞRU DEĞİLDİR demesini bekledim. Deseydi Bandırma’lı olarak rahatlayacaktım. Çünkü VELUTSAN Şirketinin basına yansıttığı GÖNEN-SARIKÖY, SUSURLUK Yatırımlarının gelmesi, gene basına pompalanan yurtiçi ve yurtdışı ihracat bağlantılarının doğru ve gerçekleşecek olmasını duymak, beni ve Bandırma’da yaşayan herkesi rahatlatacaktı. Ben VELUTSAN’a ve Yetkilisi Ömer ULUDAĞ a, evli misiniz? Kaç çocuğunuz var ? Neden burada alkol almıyorsunuz? Sevgiliniz var mı ? daha önceki yaşamınızda vergi mükellefi olarak ne gibi müteşebbislikler yaptınız ? masada şimdi alkol almıyorsanız da Bandırmada hangi otelin teras barında alkol alıyorsunuz v.s gibi özel hayata ilişkin magazin sorular sormadım. Sormam da…Ama tehdit edilmeyi de, huyum kurusun hiç sevmem !
    Benim soruları sormaya başlamam ile birlikte ortalık ayağa kalktı, koptu…Yalakalar borçlarını hatırladılar ve benim konuşmamı ve soru sormamı, bu bir basın toplantısı değildir, bir yemektir türü gargaralarla, kara gürültü yaparak engellediler…Oysa ki benden önce ne güzel soru-cevap götürüyorlardı ortamı…Bitiremeden de, öncelikle yukarıda isimlerini saydığım gazete-ci sıfatını kullanan kişiler, sözlü saldırıya geçti. Böyle sorular olmaz! Ne alakası var bu yemekle ? Burası basın toplantısı değil ! Buraya yemek yemeye geldik…v.s (sanki 5 dakika önce anlaşmalı soru cevap dialogunu yapmamışlar gibi)
    Bunları diyenler YALAKA GAZETECİLERDİ…Mehmet TOSUN’du, Önder BALIKÇI’ydı, Zeki KARADENİZ’di, İbrahim ALDEMİR’di, Tarık KÖSE’ydi, Mustafa YAMANER’di, Engin ARICAN’dı…Kimisi az tepki, kimisi çok şiddetli tepki koydu…O kadar belli ettiler ki yandaşlıklarını…ORADA OLMAKTAN İĞRENDİM !
    Hatta, benim sorularımı tamamlamaya fırsat vermeden, biz kalkıyoruz, böyle şey olmaz diyerek kalkışanlar, dışarı çıkıp geri gelenler, gelemeyenler, gelmeyenler oldu… Ömer Beyin elini sıkarak allahaısmarladık çekenler…oldu. Benim yemeğe gelmeden önce gidip, bana ulaşan bazı bilgiler var diye gazeteci sanıp teatide bulunduğum birinin ispiyonculuk yaptığıda ortaya çıktı. Yapan oydu, onlardı. VELUTSAN ın Personel ve Halkla İlişkiler Müdürüyüm diyen zatta, yanıma kadar gelerek tehditvari ; benim onunla muhatap olmamı, bir soru veya sorunum varsa ona gitmemi falan istedi. Yahu ben personel değilim, halk ta değilim…özel hiçbir sorunum da yok. Bandırmalılara, doğruyu göstermek adına buradayım. Sen kimsin ki bana muhatap oluyorsun ? Benim muhatabım, seni buraya gönderendir demek mecburiyetinde kaldım.

    Bu arada Avukat ayağa kalktı ve sorularıma cevap vermeye çalıştı ise de, yaratılan kara gürültü içinde, o da avukatlık görevini yapamadı. Hukuktan anlamayanlar için, şirketin diğer ortağının (Aslıgül YOKAS) zimmetine para geçirdiğini, yanlış adres verdiğini, tebligatları yapamadıklarını falan demeye çalıştı. Tebligat kanunu açık…sayın Avukat ; Geçerli olan, verilen adres değil, BİLİNEN ADRESTİR. Bilinen adreste kişi bulunamamış olsa da, muhtara bırakılan tebligatta geçerlidir veya bilinen vekiline yapılan tebligatta aynen geçerlidir. Sayın Ömer ULUDAĞ’ın avukatı Hüseyin ARSLAN, Aslıgül YOKAS’ın avukatı da Mahfuz AKDAĞ’dır. Ve her iki avukatta birbirlerinin bilgilerini, muhtemelen biliyordurlar… Bilmiyorsalar, yoksa bile Baro sorgulaması ile avukatın adını yazarak baro bilgilerine ulaşmak mümkündür. Ve Avukat Hüseyin Arslan Bey de pekala ki, bu benim bildiklerimi biliyordur…
    Sayın avukat, devam eden davalarla ilgili, konuşmanın yanlış olduğunu söyledi bu arada…Ben o yasayı da biliyorum, lakin ben devam eden bir mahkeme de bilmiyorum, veya o mahkemenin iddianamesini delillerini, duruşma tutanaklarını da sormuyorum…Veya mahkeme hakkında yorum da yapmıyorum. Avukatın bu açıklamaları, orda bulunan hukuk bilmeyenleri yönlendirebilir ama, beni yönlendiremez…
    Akabinde sayın ULUDAĞ, cezaevinde olduğu iddia edilen yılda Almanya’ da olduğunu falan söylemiş ise de, böyle bir olay olmamıştır… demedi. Fakat o toplulukta ne dese beğenirsiniz ; “Ramazan abi, sizi fabrikaya alacam orada her şeyi konuşacaz ve seni her bakımdan tatmin edecem..! ? “ Oysa ben, 3 defa sekreterinden randevu istemiştim, bana dönülmedi. Bunun açılımını sizler yapın. Demek ki bazıları, daha önce velutsan aleyhinde haberler yapmış bazıları bu şekilde ikna edilmiş…Yukarıda saydığım isimlerin VELUTSAN la ilgili daha önceden yazıp çizdiklerini ve yazılarını gerekirse tek tek ortaya çıkarabiliriz elbette. Ve o kişiler, herhalde o gün duydukları tatmin neticesinde, tatmin edildikleri için bana saldırıyorlar ! Tatmin edildikleri için bu hararette ve aleni Ö.ULUDAĞ’ı savunma ihtiyacı duyuyorlar. Beni, soracağım sorular bakımından Ömer ULUDAĞ’a telefon açıp ihbar etmek, ne kadar gazeteciliktir ? ne kadar arkadaşlıktır, ne kadar komünistliktir? bilmiyorum. Yazıklar olsun!
    VELUTSAN’ın küçük ortağını Yönetim Kurulu başkanı gibi takdim eden işbu gazetecilerimiz, Velutsandan çok Velutsanı ve Ömer ULUDAĞ’ı bu hararetle savunup beni engelleyen gazeteci titirli arkadaşlarımız, acaba daha önce tatmin edildiler mi, merak ediyorum.

    Bu kargaşada sayın Ö.ULUDAĞ, Şirketin iç yapısını, şirket ortaklarını gösteren belgeyi vermek için, beni yanına çağırdı. Gittim. Bana (3) nüshayı dosyasından kopartarak (biri İngilizce, biri almanca, biri Türkçe) 16-ocak-2012 tarihli bir belge verdi. Yerime oturup incelediğimde gördüğüm ne biliyor musunuz ? Velutsan’ın büyük ortağı almanlar, BAY ULUDAĞ diyerek… verdikleri kredilerin yolsuzluk ve gereksiz kullanıldığı için iptal edildiğini, ve geri ödenmesini istiyorlar. Bu belgeyi sayın Ö.Uludağ bana lehinde mi verdi ? Aleyhinde mi verdi ? Anlayamadım, yorum sizin. Belgeyi sunuyorum.
    VE GEÇİYORUM…
    VELUTSAN Şirketinin iç sorunları bizi kısmen ilgilendirse de, tam olarak ilgilendirmez. Bunun bilincinde biriyim.
    Şimdi okuyan herkese soruyorum…Basın mensubu veya gazeteci olmasanız bile, görsel basından canlı canlı basın toplantılarını, benim gibi izliyorsunuz. Hangi basın toplantısında veya yemeğinde, atıyorum Yeniçağ Gazetesi adına soru soran birine, Taraf gazetesi adına orda bulunan biri… müdahale etmiştir ? Yavvv sen ne biçim soru soruyorsun ? Demiştir ? Soru ; soruyu soranı ve muhatabını bağlar ve orda bulunan hiç kimse soru sorana müdahale edemez. Ama biz de öyle mi oldu ? Ben daha ağzımı açarken, engellemeler ve kara gürültü başlatıldı…Şimdi siz beni engelleyenlerin, neredeyse Bandırma basını ve gazeteci diye bir sıfat taşıdıklarını düşünebilir misiniz ? Bunun takdirini, size bırakıyorum.
    Benim veya Bandırma’da yaşayan herkesin, görkemli bakan açılışı yapan ve BÜYÜK BÜYÜK İddiaları ortaya atan bir işadamıyla ilgili, şirketiyle ilgili bilgileri bilmek en doğal hakkıdır. Cevapsız ve karanlıkta kalan soruların takdirini de, size bırakıyorum.
    Bandırma Basını ve camiası ve patronları ve gazetecileri ve muhabirleri, bence kendilerini bir gözden geçirmeleri gerekiyor galiba, aynaya bakmaları gerekiyor galiba…Ama Ramazan NARİN’e gazetelerimizde yer vermeyiz olur biter, biz gazete-ciyiz diyorsanız da, düzenimize çomak sokturmuyoruz derseniz de, yine siz bilirsiniz. Bu denli, bu hararetle bir kişinin, bir firmanın, topluca savunulmasını anlayabilmiş değilim. Savunulmaya ihtiyacı mı vardı VELUTSAN ın veya küçük ortağı Ömer ULUDAĞ’ın…? Bilemem. Kaldı ki o şirketin KAYYUMA verildiği noktasında soru işaretli sürekli yayınları, zamanında siz yaptınız. O yemekte bile Ömer ULUDAĞ, Avukatını yanına almışken Kayyum efendiyi niye yanına almadı veya orda mıydı sormadınız ! Aleyhe soru soran bir yazara, herkesin içinde SEN GEL FABRİKAYA SENİ DE TATMİN EDERİZ.. ! alenen denildiği halde, ordakilerin ; Heyyy ne oluyor ? demesi gerekmez miydi ? Benim gözümde, ben soru sormaya başladığım gibi, üzerime çullanan ortamı provake edenler her kimseler hepsini YALAKA, basın iseler YALAKA BASIN, gazete-ci iseler YALAKA GAZETECİLER olarak ilan ediyorum. Bu konudaki bilgi ve belgelerime göre sorularımı bundan sonra yazılarım ile, sormaya devam edeceğim. TTK. (NOGAYTÜRK)

  • Yorum Linki RAMAZAN NARİN Cuma, 24 May 2013 00:05 yazan RAMAZAN NARİN

    YALAKALIK…ve KRAL ÇIPLAK !
    İşçi/Köylü/Memur gibi sosyal sınıflardan sonra, yeni doğan sosyal sınıfın adı, YALAKALAR’dır.
    Emperyalist ve Vahşi Kapitalist düzenin gerek dünya halkları ve gerekse ülkemizdeki vatandaşlarımız üzerinde dizayn ettiği işbu yeni sınıfta, her titir ve meslekte kişiler rol almaktadır. Hepsi, gücün ve güçlünün yanında, erkin esiri ve Kraldan çok kralcıdırlar ve krallarının ÇIPLAK olduğunu söyleyen benim gibilerin üzerine, saldırmakta asla beis duymazlar. YALAKALARI aramak için uzağa gitmenize gerek yok, bakının çevrenize hemen her yerde ve her zeminde ve her zaman, yalakaları görürsünüz. Binin halk otobüslerine mesela, her YAĞCILAR durağında inecek yolcular yok mu ?
    Sorun bu sınıftakilere, NEDEN YALAKASINIZ ? Hepsi, ekmek parası, hayat memat meselesi falan diyeceklerdir. Yani, ortaya konulan senaryodaki rollerini, masum roller gibi açıklayacaklardır. İşçi fabrikasında alın teri döker mesela, köylü eker/biçer üretir mesela, peki yalakalar sınıfı ne yapar ? Ekmeğini yediği, suyunu içtiği tasa s.çmaz ve ŞAK/ŞAKÇILIK rolünü yapar…PADİŞAHIM ÇOK YAŞA! Seslerini yaşatırlar.
    YALAKALIK hakkında ; 09.04.2012 Tarihli ; ÖNDER BALIKÇI, YALAKA MI Kİ.. ? başlıklı yazımda ; “ Bandırma’nın yakından tanıdığı bir isim ; Önder BALIKÇI…Edincik’le ilgili bir kitap mı bastırıyormuş ne ? Velutsan’ın yemeğinde, patron-başkan Ömer ULUDAĞ’a en yakın oturanlardan biri de oydu. Benim, otelin girişinde karşılaşıp, yemeğe GERÇEK Gazetesi mensupları ile birlikte girmem, onu pek şaşırtmışa benziyor….” Başlığı ile bir şeyler yazmıştım, okuyanlar hatırlar. https://www.facebook.com/notes/ramazan-narin/%C3%B6nder-balik%C3%A7i-yalaka-miki-/516295401735183
    25.04.2012 Tarihli yazımda da ; YALAKA BASIN..! başlıklı yazımda da ; “ Önceki günlerde, VELUTSAN Şirketinin bir otelde verdiği yemekteki olaylar yüzünden, bir kısım basın çalışanını hedef alarak, YALAKA BASIN demiştim ve BESLEME BASINA olan tepkimi, siz okuyucularımla paylaşmıştım. Benim o yazımdan sonra BİZ YALAKA ve BESLEME değiliz şeklinde bir açıklama, üzülerek söylüyorum ki, kimseden gelmedi çünkü gelemezdi…” demişim. https://www.facebook.com/notes/ramazan-narin/gazete-ilanlarindaki-garabet/516295765068480

    Şimdi tekrar, YALAKALAR neden gündemime girdi derseniz… Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ‘Bandırma Kent Konseyi Genel Kurulu’ beni kaşıdı ve İLHAMİ PERİM oldu. Çünkü, o genel kurulda konuşmuştum, ben konuşurken ve konuştuktan sonra da (salonun 3 te 2 si dışarıya çıkmış olsa da, birçok kişi kürsüye çıkıp bana karşı cevabi konuşmuştu. Ben de, genel kurulda yaşanan olaylara dair, GERÇEK Gazetesinde yayınlanan BANDIRMA KENT KONSEYİ FİYASKOSU ! diye bir yazı yazmak zorunda kalmıştım.

    Ama, diğer yerel basına baktım da ; O genel kurulda konuşulmayan ne varsa haber yapmışlar, ama asıl konuşulanları, es geçmişler. Amenna ve sadakna ! Kimseye yapacağı işi öğretecek değilim. Biz APTAL ız ya, önümüze ne korsalar onu yiyoruz ya, benden ve benim konuşmalarımdan ve bana verilen tepki ve cevaplardan hiç, ama hiç bahsetmemişler. İLKHABER GAZETESİ ; http://ilkhabergazetesi.tv/kent-konseyi-yeni-projelerini-anlatti/
    SON KURŞUN GAZETESİ ; http://www.sonkursungazetesi.com/haber/bandirma/kent-konseyi-yeni-projelerini-anlatti/167.html
    GENÇBAYRAK GAZETESİ ; http://www.gencbayrak.com.tr/haber/1841-kent-konseyi-genel-kurulu-yapildi.html
    BANSES GAZETESİ ; http://www.bansesgazetesi.com/haberdetay.asp?ID=8122

    Sadece GERÇEK Gazetesi, bu konuyu ES geçmemiştir. http://www.gercekbandirma.com/kose-yazarlari/1142-kent-konseyi-fiyaskosu.html
    Buralarda yazılmış olmaması, o gün yaşanan ve konuşulanların olmadığı demek veya Bandırma KENT KONSEYİ’nin, mükemmel olduğu demek, elbette ki değildir. Birileri aman ERK gücenmesin diye ŞAK/ŞAK veya yalakalık yapabilirler ve PADİŞAHIM SEN ÇOK YAŞA ! diyebilirler, ama birileri de benim gibi ortaya çıkıp, ARKADAŞLAR KRAL ÇIPLAK ! diye haykırabilir…Yani kusuruma/muza bakmasınlar.

    İMDİİİİİ ! Ben de Yalakalık hakkında açıklama yapabilmek adına, BANDIRMA KENT KONSEYİNİN Yönergesinde yer alan 6. Maddeyi, yani KENT KONSEYİNİN GÖREVLERİNİNİN ne olduğunu, (Uçurtma uçurtmak ve piknik yapmak gb) vizyon ve misyonlarını, size sunuyorum ; http://www.bandirma-bld.gov.tr/sayfalar/73/kent-konseyi-yonergesi.aspx E-mail:  info@mywebsite.com

    MADDE 6 : BANDIRMA KENT KONSEYİ’NİN GÖREVLERİ :
     
    a)       Kent sorunlarını demokratik bir biçimde tartışmak, katılımcı demokrasi ilkelerini yaşama geçirmek ve uzlaşma kültürünü geliştirmek,  hemşerilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak,   BEN GÖRMEDİM BU TARTIŞMALARI VE SAĞLAMAYI !  

    b)       Sürdürülebilir gelişmenin sağlanması ve bu konuda ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik planların hazırlanması ve uygulanmasının sağlamak, GELİŞME/SORUNLARI ve ÇÖZÜM SAĞLAMAK kim nerede görmüşse söylesin !

    c)       Kent ile ilgili temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama, izleme ve karar alma süreçlerinde en geniş kitleyi katarak, saydamlık, katılım, hesap verebilirlik,  tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturmasına katkıda bulunmak, BANDIRMADA DOĞAN BİR ORTAK AKLI GÖREN VARSA SÖYLESİN ! SEFA Paşamız bile görmemiş…

    d)       Kentin sosyal, bilimsel, sanatsal, kültürel, çevresel ve benzeri değerlere ilişkin önceliklerini belirleyip, sahip çıkmak ve geliştirmek çok seslilik ilkeleri ışığında çözüm önerilerini yerel yönetimlere iletmek ve uygulanmasını takip etmek, YEREL YÖNETİME İLETİLEN KÜLTÜR ve SANAT, UÇURTMA ŞENLİĞİ VE RESİM SERGİSİ MİDİR ?

    e)       Yerel yönetimin sürdürülebilir gelişme sorunlarının çözümüne yönelik uzun dönemli bir planın ve projelerin Kent Konseyinde hazırlanması, tartışılması sonucu yerel yönetime ileterek, uygulanmasını sağlamak, GELİŞME SORUNU VE ÇÖZÜMÜ DİYE BELEDİYEYE SUNULAN BİR TEK PROJE VAR MI ACABA ?

    f)  Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak, İŞBU KAYNAKLARIN TESPİTİ VAR MI ? HANGİ KONSEY ÜYESİ BU KAYNAKLARI SAYABİLİR ?

    g)  Sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı, yoksulluğu giderici vb. Kent sorunlarının ve çözüm önerilerinin tartışılacağı Kent toplantıları düzenlemek ve bu konuda oluşan programlara katkı vermek, desteklemek,. (Amacı belirtilmeli?) YOKSULLAR VE YOKSULLUK VE ÇÖZÜMÜNÜ KONUŞAN KONSEY DUYDUNUZ MU?

    h)   Kentin ortak çıkarları adına ortaya çıkan görüşleri “ Kentli Hakları Bildirgesi” haline getirmek.BANDIRMA KENTLİ HALKI BİLDİRGESİ İÇİN ÖNCE KONSEYİN, SONRA BANDIRMA HALKININ BİLİNÇLENDİRİLMESİ ÇALIŞMASI GEREK MİYOR MU ? BU BİLDİLGENİN GÖREVİ OLDUĞUNU BİLEN BİR KENT KONSEY ÜYESİ TANIYOR MUSUNUZ ?
    ı)   Kent konseyinde oluşturulan görüşleri değerlendirilmek üzere ilgili Yerel Yönetimlere gönderilmesini sağlamak, YEREL YÖNETİMİN, KONSEYDEN GELEN DİYEREK BİR TEK MECLİS TOPLANTISINDA TARTIŞILAN ÖNERİ VEYA PROJESİNİ DUYDUNUZ MU ?

    i)Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak,  SİVİL TOPLUMU GELİŞTİRECEĞİNİZE (BU HÜKÜMETİN GÖREVİDİR) KENDİNİZİ ETKİN BİR STK OLARAK GELİRTİRMENİZ GEREK MİYOR MU ? 
     
    j) Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak, KONSEYİN VEYA BELEDİYENİN YÖNETİMİNDE, KARAR MEKANİZMASINA SOKULAN BİR ÇOCUK, GENÇ, KADIN ve ENGELLİ DUYDUNUZ MU ?

    k)  Marmara Bölgesel veya ulusal sorunlarının çözümü amacı ile oluşturulacak Kent Konseyleri ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak, ŞİMDİYE KADAR, GELİP GİTMELER VE SEYAHAT MASRAFLARINIZ DIŞINDA ŞEHİRLER ARASI KONSEY İŞBİRLİKLERİNDEN DOĞAN ORTAK BİR ULUSAL PROJENİZ OLDU MU ?

    KENT KONSEYLERİ ve İŞLEVLERİ NEYMİŞ dersek, ilk ağızdan ?
    İMZA ; Bld Bşk’ı Sedat PEKEL ; Kent konseylerinin içinde bulunduğu seçilmiş insanlarıyla beraber önemli olduğunu dile getiren Pekel, “Kent konseyleri 5393 sayılı belediye kanunun 76. Md’ne göre kurulmuş ve kuruluş amacına baktığınızda da yerel yönetimlerin işini kolaylaştıran, vatandaşla onların arasında köprünün oluşması gelişmesini sağlamak amacında olduğunu belirtti.

    İMZA ; Bandırma Kaymakamı Ali MANTI’da ; Kent Konseyi’ni kentteki bilincin oluşturulması, kentteki faaliyetlere sahip çıkılması olarak tanımladı. Bandırma Kent Konseyi’nin de canla başla bu görevi yerine getirdiğine dikkat çeken Mantı, bir sonuca varabilmek için de süreç, araç ve idarenin çok önemli olduğunu söyledi.

    Konseyin kendi sayfalarında da şunlar yazıyor ; ( http://bandirmakentkonseyi.org/ ) Kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışan kent ve yaşam kalitesini geliştiren, bir toplu girişim ve bir yerel demokratikleşme projesidir.
    Amacımız; Yaşadığımız kente sahip çıkmak, yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine daha fazla kesimin katılımını sağlamak, çalışmalarını denetleyebilmek, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışına katkıda bulunmak, Bandırma’yı dil, din, ırk, sınıf, cinsiyet ayrımı gözetmeden birlikte yönetmek, daha çağdaş, daha katılımcı, daha uygar bir yapı oluşturmak, kentlilik bilincini ve kültürünü geliştirmektir.
    Neler Yapıyoruz ; Bandırmamıza gönüllülük esasına dayanarak bir çok panel, söyleşi ve sağlık taramaları yapıyoruz. Halkımızın istekleri doğrultusunda etkinliklerimizi düzenliyoruz. Kadına yönelik şiddet konulu panelimiz ile başlayan serüvenimiz, kadınlar meclisimizin bir çok güzel çalışmasıyla büyük bir ivme kazanmıştır. Pikniğimiz, uçurtma şenliğimiz, Cumhuriyet yürüyüşlerimiz, 29 Ekim programlarımız ile halkımızın da katılımıyla Bandırma'ya bir çok yenilik kazandırmaya çalışıyoruz.
    Ve ; Bandırma KENT KONSEYİNİN afilli isimlerle geçmişte yaptıklarını ;
    http://www.bandirma-bld.gov.tr/sayfalar/79/kent-konseyi-etkinlikleri.aspx

    2010 KADINLAR GÜÇLENİYOR PROJESİ,
    2010 KESE KAĞIDI DAĞITIMINA DESTEK PROJESİ,
    22 MART 2010 OKULLARIN GELİŞTİRİLMESİ’ NE KATKI PROJESİ,
    29 MART 2010 Okulların AĞAÇLANDIRILMASINA Hız Kazandırılması ÇALIŞMASI,
    23 NİSAN 2010 GÜZEL KENTİM RESİM YARIŞMASI,
    25 NİSAN 2010 UÇURTMA ŞENLİĞİ,
    27 NİSAN 2010 KADINA YÖNELİK ŞİDDET PANELİ,
    7 MAYIS 2010 RAHİM VE MEME KANSERİ SEMİNERİ,
    9 MAYIS 2010 KÜLTÜR KÖPRÜSÜ ETKİNLİĞİ,
    HAZİRAN 2010 ENGELLİ PROJESİ ÖN ÇALIŞMASI,
    HAZİRAN 2010 YEREL GÜNDEM 21 PROJESİ ÇALIŞTAYI,
    19 EKİM 2010 ENGELLİ İŞ OKULU ZİYARETİ,
    8-9 KASIM 2010 LAR II PROJESİ ANKARA KENT KONSEYİ ÇALIŞTAYI,
    KASIM 2010 FİNANS EĞİTİMİ,
    28.10.2010 Bandırma Kent Konseyi Pikniği'ne Davetlisiniz,
     28 ARALIK 2010 RAHİMAĞZI VE SMEAR UYGULAMASI SEMİNERİ,
    17 ARALIK 2011 AİLE İÇİ İLETİŞİM PANELİ,
    13 01 2011 DOĞAL GAZIN Emniyetli ve Tasarruflu KULLANIMI PANELİ,
    ŞUBAT 2011 İZMİR KARABAĞLAR GEÇ DEĞİL GENÇ KAMPANYASI,
    23 ŞUBAT 2011 ABCD DOĞAL AFET BİLİNCİ DEPREM PANELİ,
    7-8-9 ŞUBAT 2011 BİLENLER BİLMEYENLERE BİLGİSAYAR ÖĞRETİYOR PROJESİ,
    5 MART 2011 MENOPOZ VE KEMİK ERİMESİ SÖYLEŞİSİ,
    8 MART 2011 DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİ,
    21 NİSAN LAR II KÜÇÜK ÖLÇEKLİ BELEDİYELER PROJESİ ÇALIŞTAYI,
    23 NİSAN GELENEKSEL 2. UÇURTMA ŞENLİĞİ,
    8 MAYIS 2011 “MUTLU AİLE MUTLU ÇOCUK” SÖYLEŞİSİ,
    NİLÜFER KENT KONSEYİNİN BU YIL EV SAHİPLİĞİNİ YAPTIĞI TÜRKİYE KENT KONSEYLERİ PLATFORMU 4. TOPLANTISINA katılım…

    21 EYLÜL 2011 KENT KONSEYİ SEÇİMLİ GENEL KURUL YAPMIŞ…

    KENT KOSNEYİ GENEL KURULU 21 EYLÜL 2011 ÇARŞAMBA GÜNÜ SAYGI DURUŞU VE İSTİKLAL MARŞI İLE AÇILDI. ARDINDAN AÇILIŞ KONUŞMASINI KENT KONSEYİ BAŞKANI YALÇIN CÖMERT YAPTI. KENT KONSEYİ FAALİYETLER SUNUMUNU GENEL SEKRETER SELİM PANÇ YAPARKEN SUNUMLARIN ARDINDAN MİLLETVEKİLLERİ NAMIK HAVUTÇA VE CEMAL ÖZTAYLAN KONUŞMA YAPTI. ARDINDAN BELEDİYE BAŞKANI SEDAT PEKEL VE KAYMAKAM ALİ MANTI KONUŞMALARINI YAPARAK, SEÇİME GEÇİLDİ SANDIK BAŞKANI OLARAK DURSUN MİRZA SEÇİLİRKEN. DİVAN BAŞKANI VE ÜYELERİ SEÇİMİNDE DİVAN BAŞKANI OLARAK YALÇIN CÖMERT, DİVAN ÜYELERİ RAMAZAN NARİN VE MERAL DÜNDAR BELİRLENDİ.
        Kent Konseyi Başkanlığına aday olan Dr. Selim PANÇ (52) oy alarak BAŞKAN SEÇİLDİ.
    YÜRÜTME KURULU SEÇİMİ İÇİN ; genel kurula katılma hakkına sahip her delege aday olabilir. Aday olanlardan oluşan liste içersinde en az (8) aday yazılarak, gizli oylama yapılır. En çok oy alan adaylardan (6) kişi yürütme kurulu olarak belirlenir. Yapılan seçimde ; YÜRÜTME KURULU ; 1. Zafer YILMAZ (54) 2. Hüseyin KOÇYİĞİT (42) 3.       Fulya KANUR (41) 4.       Abdurrahman CANDEMİR (37) 5.       Varol MEMİŞLER (31) 6.       Muazzez PALTA (31)
    - KENT KONSEYİ (protokol) ZİYARETLERİNE BAŞLADI,
    -KENT KONSEYİ BASIN ZİYARETİNDE,
    -KENT KONSEYİ EMEKLİLER MECLİSİNİ KURDU,
    - 30-10-2012 Kadına Yönelik Şiddet Paneli yaptı,


    Delil ve dayanakları ile sunduğum tabloya göre ; YALAKALAR KİMLER ? ve KİMLERE YALAKALIK YAPILIYOR ? sorularının cevaplarını siz okuyucularımın takdirine bırakıyorum.

    Görüldüğü gibi, Bandırma KENT KONSEYİ, tüzük ve yönergesine uygun, tek iş yapmamış, tüm yürütme üyeleri, o kurumu… fuzuli işgal etmişler ve Kent Konseyini kendi kafalarına göre, kendi eş/dost ve çocuklarına eğlence merkezi haline getirmişlerdir. Bandırma halkının Belediye kasasına koyduğu paraları da hovardaca harcamışlardır. YALAKALIK sınıfının oluşmasına katkı sağlayan işbu KONSEYİN, erdemliyseler istifaları, değilseler kudretli üst yönetimlerce derhal feshi gerekir, çünkü YALAKA SINIFINA HAYIR ! çünkü… KRAL ÇIPLAK ! beyler…31.12.2012 NOGAYTÜRK

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Ziyaretçi Sayımız

8528812
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Toplam
10652
12799
84666
301917
8528812