Uzaktan Sevmek
- Yayın Tarihi
- Yazar: Gerçek Bandırma
- Kategori: Necdet Kan
- Gösterim: 29
“Seni uzaktan seviyorum…” diye düşündü erkek içinden. “Yaklaşmadan, anlatmadan, anlaşılmadan… Ben seni beklentisiz seviyorum. Hiçbirşey ummadan, talepte bulunmadan, hayal bile kurmadan. Kendi içimde taşıdığım sessiz sedasız bir sır bu. Ben belki senden çok bu sırrı seviyorum.
Sırrın senden bile güzel çünkü, senden bile özel. Sırrın bir billur kadeh, kırılmasın diye yüreğimde taşıyorum. Sırrın nazenin bir mum alevi, sırf yanmaya devam etsin diye karanlığı gündüze yeğliyorum. Kimse bilmiyor, bilmesi de gerekmiyor. Hem kim ne anlar? Ateş bu, hep düştüğü yeri yakar. Bense ne bir şeyi değiştirmek peşindeyim nede bir yere varmak. Ne sahip olmak derdindeyim, ne kendimi kanıtlamak. Herşey olduğu gibi kalsın istiyorum. Ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. Sen olduğun gibi kal. Ulaşılmaz. Dokunulmaz. Koklanılmaz. Ben olduğum gibi. Dünya olduğu gibi. Merkez Efendi’nin dediği gibi ‘her şey zaten dengede ve ahenkte canım efendim. Herşey zaten merkezinde.’
Ben senin ismini tarçın kokulu ikide şekeri gibi tutuyorum ağzımda, damağımda, ruhumda. Kaygılarını biliyorum, yalnızlıklarını, kırgınlıklarını ve hırslarını da. Kalbinin ritmini duyuyorum; yanında olmasam elini tutmasam da. Ne bir mükafat verdin bana ne bir ceza ama cenneti de biliyorum cehennemi de.
Seni olduğun gibi sevdim. Tüm günahların ve arızalarınla.
Uzaktan sevmenin en güzel yanı da bu zaten. Kimseyi değiştirmeye kalkmıyorsun. Her şeyi olduğu gibi kabulleniyorsun. Aynı gök kubbenin altında yaşadığımızı bilmek yetiyor bana. Başımızı kaldırdığımızda gördüğümüz sema aynı, yıldızlar aynı, dolunay aynı. Bunu bilmek yetiyor bana. Umrumda değil ki nerde uyuyorsun kimin yanında.
“Seni uzaktan seviyorum…” diye geçirdi kadın içinden. Bakmadı bile ondan yana. Bakması gerekmedi. “Ne güzel uzaktan sevmenin rahatlığı, hafifliği, beklentisizliği. Herkesin birbiri hakkında konuştuğu bu dünyda “biz” diye bir şey olmayınca hakkınızda konuşacak bir şeyde bulamıyorlar ya, ne güzel. Özgürlük işte.
Sen özgürsün. Dilediğin zaman gidersin aklının estiği yöne. Tutsaksın bir o kadar. Mecbursun kendi sorumluluklarına, alışkanlıklarına, hayatına. Yapışmışsın kabuğuna. Hayalimdeki sen, gerçek senden daha özgür aslında. Görsen hayalimdeki seni kıskanırsın.
Seni sevdiğimi söylememekteki ısrarım bu yüzden. Her şey böyle daha duru daha güzel. Söylesem büyü bozulur. Doğallık kaybolur konuşmalar yapaylaşır. Söylesem dünya durur. Bir daha hiç bir şey aynı olmaz. Sen değişirsin. Bir başka hal gelir üzerine. Bir beklenti, bir istek bir kıvanç, gizliden gizliye bir kibir siner bakışlarına… Bense hayat boyu susmaya razıyım. O kibri gözlerinde görmektense.
‘Böyle adama Yaklaşmaz hiçbir güzellik Doğduğu günden beri kalbinde bir delik, Almak için bütün sızıları içine.’
Oğuz Atay tanısa, seni anlatmak için söylerdi bunları. Bütün sızıları içine çeken adamsın çünkü. Birde beni almanı istemem o delik kalbine”
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinde görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek… Uzaktan sevmek en güzelidir bazen. "
not. bu yazıyı kendi adıma sizlere iletttiğim ve bencillik ettiğim için benden farklı gözlemler bekleyen okuyucularımdan özür dilerim şu an ki hissiyatımı ifade edebilecek böyle bir yazıyı yazmam zaten olanaksızdı "e.ş." sanki beynimi okumuş affınıza sığınarak böylesine küçük burjuva özentisi duyguların ifade edildiği ve belki sonra aptalca bulacağım kaygıları taşıyan bu satırları şu an ki duygularımı aynen ifade ettiği için iletiyorum, ne demişler aşkın yaşı yoktur ve aka da konar...lanet olsun!
"Bandırma Devlet Hastanesinde geçen beş günüm."
- Yayın Tarihi
- Yazar: Gerçek Bandırma
- Kategori: Necdet Kan
- Gösterim: 102
Bandırma Devlet Hastanesi çok kişili odalardan tv leri kaldırmışlar. Nedenini sordum ?
Kısa bir süre öncesinde varmış.
İki kişilik odalarda kalan hastalardan biri ATV izlemek istiyormuş diğeri Show Tv de ısrarcıymış. Hadi bakalım iş inada binmiş,adamlar hasta hasta kavgaya başlamış, hemşireler gelmiş.. sonunda iki hasta Başhekime giderek birbirlerinden şikayetçi olmuş. Çözüm bulaunamayınca tv ler kalkmış.
Yurdum insanı işte.
Rahatlık gözüne batar derler ya.
Aynen öyle.
Yaşım 57 .
Bunca yıldır hastanelerde kendimle ilgili sıkıntım olmamıştı . Günde üç paket sigara ve ben iyi gidiyorduk.Ama akraba eş dost yaşlı yakınlara eşlik etmek amacıyla şifa bulmak için geldiğimiz eski tecrithanelerden yemin ediyorum lanetlerle çıkmıştım çoğu kez, çok kötüydü,bunca yaşıma gelinceye dek uzak durdum. Gerek hastanelerin bakımsızlığı ,çalışanların sakal yapmayanlara vurdumduymazlığı, insan hayatına duyarsızlığı görerek yaşayarak alışmıştık,bu işler herhalde böyle oluyordu. Özel tek kişilik odaların her kentin elitlerine sayın büyüklerimize tahsis ve rezerve edilmesinden dolayı zavallı biz proleterlere ancak bu kadar hizmet veriliyordu ve böylesine sağlık sisteminden illalah demiş bir süreçten geldik biz.
Cerrahpaşa ağıtı boşuna yazılmadı.
Ve olmaz böyle bir şey,bu hastanelere güneş gelmiş... ve hastanede tv kavgası!
**
Geçenlerde ilk darbe geldi. Çok sigara içmekten ve üşütmekten kaynaklanan darbeyle vucut pes dedi yıkıldım. Sürünürek te olsa bir taksiye atladım düştüm hastane yoluna.
Kendime geldiğimde ,inanın şaşkınlığa uğradım. Ve tüm önyargılarım gitti.
Hastanelere bir şeyler olmuş.
Tertemiz modern yataklar,ferah havalandırma ,çalışanlar güler yüzlü özveriyle çaba gösteriyorlar. Hemşire ve hemşire adayları çırpınıyor.Yedi geçmişimi sorup not alıyorlar bir yandan, kötü alışkanlıklarımı yazan hemşirenin yüzünde azar yok sitem var.
Bir kurum bu kadar çabuk nasıl değişir! Sağlıkta devrim olmuş diyorlardı inanmıyordum. Kapıdan içeri girer girmez ilgilenen beyaz yakalılar diyeceğim hemşire mi doktor mu hastabakıcı mı ayırmıyorum hepsi aynı nezakette özveri de tüm nemrutluğuma rağmen sabırla titizlikle kanımı aldılar tahlilimi yaptılar ilacımı verdiler takip ettiler, doktorum Ethem Karpuz ‘du sanırım , yanlışsa bağışlasın isimler önemli değil benim Paşamescit ,Erdek ,ve çevre köylerden gelen bunca kaprisli benim gibi kendine bakmayan sağlığını düşünmeden yaşayan ve darbe gelince de doktordan mucize bekleyenler adına sabırları için şükranlarımı sunuyorum.
Bizim kahrımızı çektikleri için. Yalçın Düker Başhekime de çok teşekkür ediyorum, tanımam etmem ama hastaneyi gördüm izledim. Bunca kalabalık hasta kitlesine yanıt verme başarısını ekibiyle başarıp gösterdikleri için.
Amacım yağcılık falan değil . Tüm gayretleriyle özveriyle dikkatlerini hasta üzerine odaklandıkları ilgilendikleri için .
Ama haklarını vermek lazım.
Ve anladım ki bu iş para için falan yapılmaz.
Bir gönül işi bu,insanlık işi çok büyük hasletler isteyen bir kutsal iş.
"Manitu sizi korusun" diyeceğim, ne diyeyim,benden bu kadar.

